Pantolon

İbrahim Korkmaz derKi

Pantolon

 

Günümüz insanı alışveriş merkezi denen kara deliklere mahkum olmuş vaziyette. Kara delik: Işığın dahi kaçamadığı çok güçlü bir çekim gücüne sahip gökcismi. Alışveriş merkezi: İnsanların, içine girdiğinde bulundukları zamanı unuttukları, mağazaların camekanlarında gördükleri ve hiçbir zaman o camdan inmeyen ‘indirim’ yazısına aldandıkları, ihtiyaç sahibi olmasalar bile ürünlerin cazibesine kapıldıkları çekim merkezi...

 

 

Birkaç fabrika deneyimi yaşayan Osman Soyugüzel, bu fabrikalardaki ağır çalışma şartlarına dayanamamış bir de üstüne üç vardiya denen, insanların dengesini bozan, sürekli çalışmaya meyleden sisteme ayak uyduramayıp kısa sürelerde çalıştığı yerlerden ayrılmak zorunda kalmıştı. Mahalleden çocukluk arkadaşı Kenan’a rica etmiş çalıştığı giyim mağazasında eleman açığı olması halinde kendisini önermesini istemişti. Böylelikle kısa süre sonra Osman kendisi için hiç de ağır sayılmayacak alışveriş merkezinin tanınmış markalarının bir tanesinde işe başlamıştı. Daha önce edindiği fabrika deneyimlerinden çok daha farklı olan ‘satış temsilcisi’ işine iyiden iyiye alışmış bir yılını doldurmak üzereydi.

 

 

“Günaydın Osman.” diye bir ses duydu iş elbiselerini giydiği ufak, havasız soyunma odasında.

 

 

“Günaydın Mutlu, telaşlı görünüyorsun biraz. Bir sıkıntı mı oldu?”

 

 

“ Yok… Hayır… Endişe edecek bir durum değil. Sadece sabah doktorda randevum vardı. Şu benim vücudumda çıkan birkaç egzama için. Evden çıkarken iş pantolonumu poşetin içine koymuştum ama unuttum. Eğer sende fazla varsa bugünlük giyebilir miyim?

 

 

Ufak bir tebessüm etti arkadaşına sonra da, “Ben de bir şey oldu sandım. Var tabii.” Elini dolabın içine doğru götürdü. Askıda duran pantolonunu tek hareketle çekip aldı. “Buyur, biraz askının izleri var ama idare et artık.” dedi. “Olsun, günü kurtarsın da… Çok teşekkür ederim.” “ Rica ederim, ne demek.”

İnsanlara yardım etmeyi seven bir tabiata sahip olan Osman, arkadaşının ihtiyacını giderdiği için güne daha da mutlu başladı. Mağazaya gelen insan tiplerini analiz etmek en büyük zevklerinden biri olmuştu. Şimdilerde yazarını hatırlamadığı geçmiş zamanda okumuş olduğu ‘enneagram’ adlı kişilik analiz kitabı şimdilerde çok işine yarıyordu. Enneagram’a göre dokuz kişilik tipi vardı: Reformcu, yardımcı, başaran, bireyci, araştırmacı, sadık, hevesli, meydan okuyan, barışçı… Mağazaya gelen insanları bu kişilik tiplerine göre ayırmayı seviyordu. Nasıl ki her insanın parmak izi farklıysa kişiliğinin de benzemediğini şimdiki işi sayesinde daha da iyi öğrenmişti. Kimi insan yardımseverken aynı cinsi olan insan ardına bile bakmadan olay yerinden ayrılabiliyordu. Tuhaftı… Dünya tuhaf bir yerdi!

 

 

Pantolonunu verdiği arkadaşı Mutlu akşam saatlerinde Osman’ın yanına gelerek; “Osman sen benden daha erken çıkıyorsun bugün, ben pantolonu senin dolaba bırakırım.” dedi. Böylelikle arkadaşı sabah aldığı pantolonu aynı şekilde dolaba bıraktı. Ertesi sabah Osman hangi pantolonu giyeceğini bilemediğinden dün arkadaşına verdiği pantolonu giydi. Onun ertesi günü de aynı pantolonu giydi. Ertesi hafta Osman’ın vücudunda kızarıklıklar oluşmaya başladı. Karın bölgesinde belli aralıklarla metal para büyüklüğünde kırmızı lekeler daha sonra ayaklarına sonraki günlerde de kollarına sıçradı. Durumu ilk başlarda önemsemeyen Osman daha sonraki günlerde artan lekelerden endişe duyarak doktorun yolunu tuttu. Doktor egzamaların vücudunda ilerlemiş olduğunu söyledi. Birkaç krem ve bir kutu hap vererek günde üç kere kullanmasını istedi. Osman doktorun talimatlarına harfiyen uymasına rağmen vücudundaki lekelerin azalması gerekeceği yerde daha da çoğalarak yara halini almaya başladığını gördü. Bu sefer yüzü de leke içinde kalan Osman, ilk başlarda iş yerinden izin alarak bu vaziyetin düzelmesini bekledi. Düzelmeyince doktorundan rapor aldı. Mağaza müdürüyle belli aralıklarla görüşmeleri sırasında Osman’ın giderek psikolojisinin de bozulduğunu gören mağaza müdürü durumu insan kaynaklarına bildirip Osman’ın iş yerine dönme sürecinin belirsizliği sebebiyle iş ile ilişiğinin kesilmesini talep etti. Kısa sürede çıkış işlemleri gerçekleşen Osman’ın bozulmaya yüz tutmuş psikolojisi daha da altüst oldu. Az birikimi ile birkaç farklı doktorla görüştüyse de biriktirdiği para da suyunu çekince Osman ne yapacağını bilemez vaziyette kendini eve kapattı. Az gıda alarak gününün çoğunu yatakta geçirir hale geldi. Arada banyodaki aynaya bakıp yüzünün halini gördükçe kahır içerisinde kendini yatağa atıyordu. Yüzünde, vücudunda kabuk tutan yaraları uzayan tırnaklarıyla yolmaya başladı. Kanayan yerlerini hiçbir şey yapmadan öylece izledi. En sonunda evde ne kadar ayna varsa belli aralıklarla kırdı. İlk başlarda ziyarete gelen dostlarını son zamanlarda kapıyı açmayarak birer birer kaybetti. Evine uğrayan yoktu artık. Çok nadir yüzünü gizleyerek dışarıya yiyecek almaya çıktığı zamanlardan birinde ufak bir çocuğun ondan bir canavar görmüşçesine koşar adım uzaklaşması iyice sinirlerini altüst etti. Hızlı adımlarla eve döndü. Mutfağa geçti. Gözleri yaşlarla doldu. Ağlamasına engel olamadı. Elini cebine attı. Birkaç bozukluktan başka bir şeyi kalmamıştı. Kirasını da ne zamandır ödeyemeyen Osman ev sahibiyle ettiği kavgalar aklına geldikçe daha da ağladı. Mutfağın kapısını kapattı. Kapının altındaki boşluğu da havluyla tıkadı. Pencerelerin kapalı olup olmadığını kontrol etti. Kapalıydı. Sonra ocağın yanına gitti. Gazı açtı. Mutfak masasına oturdu. Ne zamandır cüzdanında taşıdığı resmini çıkardı.

 

 

Resimdeki yüzüyle göz göze geldi. Yanaklarından süzülen yaşlar resmi ıslattı. Başparmağıyla resmin üzerindeki ıslaklığı sildi. Bir süre sonra da gazın vücudunu doldurmasıyla yere yığıldı. Gözlerinin etrafını çevreleyen kırmızı lekelerle beraber gözkapakları batmakta olan bir gemi gibi ağır ağır kapandı. Başparmağı ile işaret parmağı arasında duran fotoğraf soğuk zeminle kucaklaştı.

 

 

 

İbrahim Korkmaz

 

İzmir - 2018

Image

Ahmet ASLAN

Askerdeyken şiirler yazmaya başlayan Ahmet As...

Image

Arzu KOLOĞLU

1978 yılında Niğde’de memur bir aile...

Image

Aynur GÖRMÜŞ

“Aynur Görmüş” Kimdir ? 1976 yıl...

Image

Aynur KULAK

2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...

Image

Ayşegül Ekşioğlu

İstanbul’da doğdum, Per...

Image

Burak KETENCİ

1976 yılında İstanbul’da doğdu. 35 sene...

Image

Canan Keleş

1989 yılında İstanbul’da doğdum. Lisans...

Image

Can ERSAL

Can Ersal İstanbul MSü Güzel Sanatlar Akadem...

Image

Caner GÖKÇEOĞLU

1979 yılı Ankara doğumlu, Eskişehir Osmang...

Image

Emine ÖZDEMİR

79 Düzce doğumluyum. Şu an Ankara'da yaşıyor...

Image

İbrahim KORKMAZ

1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...

Image

Gülhan MERİÇ

1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...

Image

İlkay AKIN

Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...

Image

Mehmet DEĞİRMENCİ

1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...